TİROİD NODÜLLERİ
TİROİD NODÜLLERİ
Tiroit bezi içinde saptanan ve “nodül” olarak adlandırılan kitleler, doktor tarafından yapılan muayene ya da boyun bölgesine uygulanan görüntüleme tetkikleri sırasında belirlenmektedir. Tiroit nodülleri özellikle kadınlarda sık görülmektedir. Her 3 kadından birini etkileyen nodüller; yaşlılarda, iyot eksikliği olan bölgelerde ve radyasyona maruz kalanlarda da sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Tiroit nodülü tek veya çok sayıda yani multi nodüler guatr olarak görülebilir.
Tiroit nodülleri toplumda sık görülmesine karşın elle muayenede nodul saptanması yüzde 3-7 iken, ultrasonografi ile bu oran yüzde 20-75’e çıkmaktadır. Nodüller genellikle sağlık açısından zararsızdır. Ancak belirlendiğinde bunların aşırı hormon üretimi yapıp yapmadığı ve en önemlisi de kanser olup olmadığı araştırılmalıdır. Nodüllerin çaptan bağımsız olarak % 5‘i kanserdir. Tek veya çok sayıda nodül olması kanser olasılığını genelde değiştirmemektedir.
Hastalarının önemli bir kısmında nodüllere bağlı semptom yoktur. Bir kısmında boyun bölgesinde şişlik ele gelebilir veya görülebilir. Bazen nodüller çok büyüdüğünde nefes darlığı ve yutkunmada zorluğa neden olabilir. Nodül içine kanama olursa ağrı hissedilebilir. Nodüllerin lokal semptomlara neden olmasının (bası hissi, ses kısıklığı, kozmetik sorun vs.), dışında aşırı tiroit hormonu üretimine yol açabilir. Bu durum hastalarda yorgunluk, kilo kaybı, çarpıntı, sinirlilik ve terleme gibi belirtilerle kendini gösterir.
Hastanın klinik öyküsü ile birlikte; serbest T3, serbest T4, TSH, Anti-Tg, Anti-TPO i içeren kan tahlilleri, tiroit ultrasonografisi ve ince iğne aspirasyon biyopsisi kesin tanının konulmasını sağlar. Ailede iyi ya da kötü huylu tiroit hastalığı öyküsü sorgulanmalıdır. Ses kısıklığı, yutkunmada zorluk, nefes darlığı, çocuklukta boyun bölgesine radyasyon uygulanması, ailede 20 yaş altı ve 70 yaş üstü tiroit kanser öyküsü, erkek cinsiyet, tiroit bölgesinde ani başlayan ve hızlı büyüyen şişlikler ile haftalar veya aylar içerisinde büyümenin olması, sert ele gelmesi, nodülün çevre dokulara yapışık olması, boyunda lenfadenopati saptanması, kanser ihtimalini artırır.
Tiroit ultrasonografisi; nodul saptanan veya şüphelenilen her durumda yapılmalıdır. Nodülün çapının değerlendirilmesi, kistik ya da solid özellikleri, kalsifikasyon ve şeklinin düzenli olup olmadığı hakkında detaylı bilgi vermektedir. Tedavi sonrasında nodul çapının küçülüp küçülmediğinin takip edilmesini sağlar. Ultrasonografide 1 cm’den büyük nodüllere biyopsi yapılmaktadır. Ancak 1 cm’den küçük ancak ultrasonografide kanser açısından şüpheli bulgular varsa iğne aspirasyon biyopsi önerilmektedir. Ultrasonelastografi yöntemi nodülün değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Bu görüntüleme yönteminde nodülün sertliği hakkında bilgi vermektedir. Tiroit sintigrafisi radyoaktif madde verilerek yapılmaktadır. Sintigrafide nodüller soğuk (hipoaktif), sıcak (hiperaktif) ve ılık (normoaktif)  şekilde görülebilmektedir.  Sıcak nodüllerin kanser olasılığı çok düşük- kabul edilmektedir. Soğuk nodüllerde ise kanser oran yüzde 5 ile 8 oranında değişmektedir. Günümüzde tiroit sintgirafisi tiroit hormon fazlalığı olan durumlarda tercih edilmektedir.
Tiroid nodülü saptandığında araştırılması ve takibi önemlidir. Erken tanıda tedavi edilen hastalıklar hastaların yaşamında sorun yaratmak adına rol alamazlar. 
OP. DR. İLHAN AYDIN